Ana Sayfa

Gemlik Zeytini Coğrafi İşaret Gemlik Zeytini Videosu Gemlik Zeytin Firmaları

GEMLİK ZEYTİNİ

Zeytin ve Zeytin Çeşitleri
Zeytinin Faydaları
Zeytinin Tarihçesi
Zeytin Ağacı
Zeytin Yaprağı
Zeytin Hasadı
Zeytin İstatistikleri
Zeytincilik Sorunları
Zeytin Hastalık-Zararlıları
Zeytin Efsaneleri
Zeytinyağı
Zeytinyağının Faydaları
İletişim

Zeytin, Zeytinin tarihçesi ve Zeytin ağacının kökeni hakkında hiç kimse net bir bilgiye sahip değildir. Elde şu tarih diye işaretleme yapılabilecek net bir veri bulunmamaktadır. Arkeolog ve paleo-botanikçilerin yapmış oldukları araştırmalar neticesinde Akdeniz havzasının birçok değişik bölgesinde çeşitli yabani zeytin verilerine ulaşılmıştır.
Zeytinin tarımsal anlamda ilk kullanımı Doğu Akdeniz de Suriye sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında Suriye’de M.Ö 6.000 yılında tarımsal zeytincilik yapıldığı alışılmaktadır. Yapılan çalışmalardan elde edilen veriler ışığında tarımsal üretimin Suriye’den

üç koldan dünyaya yayıldığı anlaşılmıştır. Hatay, Mardin ve Kahramanmaraş’ta zeytin ağacının en alt türlerine rastlanmış olması bu yargıyı kesinleştirmektedir. İlk etapta Güneydoğu Anadolu havzasında yerleşimini tamamlayan zeytin, Batı Anadolu üzerinden Ege Adalarına, daha sonra ise Yunanistan üzerinden İtalya, Fransa’ya ve İspanyaya kadar ulaşmıştır. İtalya üzerinden Sicilya’ya gecen zeytin buradan Kuzey Afrika’ya geçmiştir. Bu kol Suriye ve Mısır üzerinden gelen ikinci kolla birleşince Akdeniz’e kıyısı bulunan bütün coğrafyaya hakim olmuştur.

Üçüncü kol ise İran ve Irak üzerinden Afganistan ve Pakistan’a geçmiştir. İspanyolların 16. y.y. da Kuzey ve Güney Amerika’ya zeytini götürmesi ile zeytinin dünya üzerindeki yayılması tamamlanmıştır. Başka bir görüşe göre ise zeytinin çıkış noktası “Olea Chrysophylla dır” Olea Chrysophylla yabani bir zeytin ağacı türü olup yüksekliği 2 ila 15 metre arasında değişmektedir. Ağacın dalları hiç dökülmemekle birlikte sürekli yeşildir. Bu zeytin türü Güney Afrika’dan Orta Afrika’ya oradan Mısır ve Orta doğu üzerinden Pakistan ve Hindistan’a buradan da Çin’e ulaşmıştır.

M.Ö 1.500 lü yıllarda zeytinin ticari olarak kullanıldığına ilişkin verilere Yunanistan’da rastlanmıştır. Firavun Tutankamon’un mezarında bulunan zeytinyağının tarihi ise M.Ö 1325 tarihlidir. Elde edilen bu veriler adı gecen tarihlerde zeytinyağının sadece yemelik olarak değil, sağlık, yakıt ve dinsel ritüeller içinde kullanıldığını göstermiştir.

Zeytini Avrupa’ya Romalılar götürmüşlerdir ve zeytin kültürünün yayılmasında etkili olmuşlardır. Zeytinyağı kültürünün Avrupa’ya ve Dünyaya yayılmasında ise Giritliler etkin rol oynamıştır. Bulundukları konum itibariyle oldukça güçlü bir ticaret ağına sahip olan Giritliler zeytinyağı ticaretine 3000 yıl gibi oldukça uzun bir süre hakim olmuşlardır. Bu görüşü doğrulayan en önemli veriler ise Avrupa’nın en eski uygarlığı olarak kabul edilen Minos’un başkentin de Knossos ve Faistos saraylarının yıkıntılarında bulunan 2 metrelik zeytinyağı küpleri ve bu küplerle beraber bulunan tabletlerdir. O dönemin zeytinyağı ticaretine ışık tutan bu tabletlerde o günkü zeytinyağı ticaretinin yapıldığı ve üretildiği yerler yer almaktadır.

Zeytinin Tarihçesi M.Ö. 3000’lerde Girit’te kaya oyukları veya taş havanlarda tanelerin kırılıp sıkılmasıyla başlayan ilkel zeytinyağcılık gelişmiş ve M.Ö. 1700’e doğru taş silindirlerin kullanılmasıyla daha da önem kazanmıştır. Girit’teki Kral Minos’un ünlü Knossos Sarayı (M.Ö. 1700-1100) kalıntıları arasında yer alan kuzey girişinde kutsal boğanın bir zeytin ağacına tos atan bir rölyefi, ayrıca zeytinlikte dans eden insanları gösteren bir küçük duvar resmi bulunmuştur.

Yine ayni sarayda, iki metre yükseklikteki sayısız dev küplere (Pithoi) 75-100 ton yağın saklanabileceği büyüklükteki depolar mevcuttur. Minoslular bolca çıkardıkları zeytinyağını ihraç etmişler; hatta zeytin fidanlarını da Afrika’ya, Yunanistan’a göndermişlerdir. Giritlilerin önemli bir tüketici ve satıcı olduklarını kanıtlayan amforaların üzeri zeytin dalları ve yıldız biçiminde çiçek resimleriyle hiyeroglif yazıyla zeytin ağaçları simgelenmektedir.

Dinde Zeytinyağı
Kutsal kitaplarda zeytinden birçok kez bahsedilmektedir. Kuranı Kerimde zeytinin incirle birlikte Allahü teâlâ’nın insanoğluna bir hediyesi olarak Sina Dağı’na cennetten indirildiği yazmaktadır. Kuranı Kerimde birçok defa zeytin üzerine yemin edildiği görülmektedir ve zeytin mübarek bir meyvedir. “Hiçbir yere ait değildir, Ne doğuya nede Batıya…
“Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir.” (Nur Suresi, 35)

Hz Adem vaktin geldiğini hissettiğinde oğlu Şit’i Tanrıdan tüm insanları affetmesini dilemek için cennete gönderir. Cennete gelen Şit’e cennetin bekçiliğini yapan melek Bilgi Ağacından 3 tane tohum vererek bunları babası Hz. Âdem öldüğünde ağzına koymasını ve ağzından çıkarmadan defnetmesini tembihler. Şit babası ölünce meleğin dediğini yapar. Cennetten kendisine verilmiş olan bu üç meyveyi Hz Âdem’in ağzına yerleştirerek defneder. Hz Adem Tabor dağına gömüldükten kısa bir süre sonra mezarda üç ağaç boy verir. Bunlardan biri Selvi, Biri Sedir diğeri ise Zeytin Ağacıdır. İlk yeşeren ise Zeytin Ağacıdır

Nuh tufanından sonra gemiye dönen Kuğu yaşam belirtisi olarak ağzında zeytin dalı taşımaktadır. Üç kutsal din açısından da büyük değer taşıyan Zeytindağın da Hz. İsa’nın gökyüzüne yükseldiği zamandan günümüze kadar varlığını sürdüren zeytin ağaçları bulunmaktadır. Museviler Mesihin Zeytin dağına ineceğine ve buradan Kudüs’e geçeceğine inanırlar.

İslamiyet’e göre ise Sırat köprüsü Haram al-Sharif ile Zeytindağı arasında kurulacaktır. Hıristiyanlığa göre ise Hz İsa’ya peygamberlik Zeytin dağında verilmiş olup ruhu göğe buradan yükselmiştir.

Zeytinyağı Eski Mısır’da arınmak amacıyla kullanılmıştır. Firavunların mezarlarına küplerle zeytinyağı koymuşlardır.

Yahudilerin anlaşma sandığı zeytinyağı ile kutsanırken Romalılar kutsal ekmeğin saklandığı mihrabın aydınlatılmasında zeytinyağı kullanımını şart koşmuşlardır. Bilgeliğin, gücün ve yetkinin göstergesi olarak yıllarca kralların başına sürülmüş –ki bu gelenek Avrupa krallarının taç giyme törenlerinde günümüzde de sürdürülmektedir.


© 2010